İğneada, Kırklareli ili Demirköy İlçesine bağlı bir sahil beldesidir. İstanbul'a 250 km, Kırklareli'ne 97 km ve Edirne'ye 165 km uzaklıkta olan İğne ada'nın nüfusu 2000 yılı verilerine göre 2215'dir. Denizi, gölleri, subasar ormanları, tarihi ve kültürüyle bir cazibe merkezi olan İğne ada, coğrafi yalıtılmışlığı sayesinde bugüne kadar çok fazla bozulmadan korunabilmiş önemli bir doğal alana ev sahipliği yapmaktadır. Bir ekosistemler zinciri olan İğne ada'da, subasar ormanlar ve yaprağını döken orman ekosistemleri, tatlı ve tuzlu su gölleri, kıyı kumulları, tatlı ve hafif tuzlu bataklıklar bir arada bulunmaktadır. Türkiye'de subasar özelliğe sahip alüvyal karakterdeki birkaç ormanlık alandan biri olan İğne ada Longoz Ormanları*, Avrupa'da da nadir bulunan bir ekosistemdir. Kıyıda yer alan kumullar, barındırdığı endemik bitki türleriyle İğne ada'nın önemini daha da artırır. Batı Palearktiğin önemli kuş göç yolları üzerinde de bulunan bölge, gölleri, sazlık ve sulak alanları ile göçmen kuşlar için yaşamsal bir konaklama alanıdır. Dar bir alanda, birbirinden farklı ve yüksek koruma değerine sahip ekosistemlerin iç içe bulunması, bölgeyi yalnızca Avrupa ölçeğinde değil dünya ölçeğinde de önemli hale getirmektedir. Bölge dünyanın korunması gereken doğa miraslarından biri olarak değerlendirilmektedir.
İğneada çevresinde yörenin tarihine ışık tutan birçok tarihi yapı yer almaktadır. Sivriler köyü Çatalarmut mevkiinde Cenevizlilere ait yıkılmış kalelere rastlanmaktadır. Ayrıca köy içerisinde Traklara ait evleri andıran eski yapılı sazlık evler bulunmaktadır. Yine Sivriler köyü Erikli bölgesinde Traklara ait mezarlıkların olduğu söylenmektedir. Trak evleri yerden belli bir yükseklikte kazıklara oturtulmuş ve çatısı ve çevresi sazlıklarla örtülü bir yapı halindedir. Hamam gölü ile Bulanık derenin denize döküldüğü yer arasında kalan ve Aypolos denilen bölgede tümülüsler, höyükler, eski bina kalıntıları ve kırklara ait mezarlar yer almaktadır. Longoz ormanı içerisinde Traklara ait kazıklar üzerine oturtulmuş eski, ahşap ev kalıntıları olduğu söylenmekte fakat yeri tam olarak bilinmemektedir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde 1660 yılında İğneada açıklarından geçerken Bulanıkdere'nin denize döküldüğü yerde üzeri kiremitli yaklaşık 300 haneli bir Rum yerleşim yerinin olduğunu yazmıştır. İğneada açıklarında birçok gemi batığı yer almaktadır. 2. Dünya savaşı sırasında Yahudileri taşıyan bir gemi bu sularda batırılmıştır. Yine Romoflar dönemine ait bir askeri gemi bu açıklarda batmıştır. İçerisinde çok sayıda silah, top ve tüfek olduğu söylenmektedir. İğneada Parkı yapımında da Osmanlı dönemine ait birçok top ve gülle bulunmuştur. Yalnız bu toplar tehlikeli olacağı düşüncesiyle patlatılmıştır. İğneada, Karadeniz'e kıyısı olan bir sahil beldesidir. Bu nedenle her yıl düzenlenen Karadeniz Yat Turu'nun uğrak yerlerinden biri olma konumundadır. İğneada'nın bu konumunun turizm açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. İğneada yakınlarındaki Avcılar köyü sınırları içerisinde yöre halkının kutsal saydığı Derviş Ali Baba türbesi bulunmaktadır.